KANTARON OTU...

28/2/2009 · Kategori: sifali bitkiler___

Latince ismi : Hypericum perforatum

KANTARON OTU

Hypericum perforatum L.) Tarla, yol ve orman kıyılarında, tepelerde ve çayırlarda Temmuz’dan Eylül’e kadar çiçeklenen ve ülkemizde, sari kantaron, kan otu, kılıç otu, mayasıl otu ve yara otu gibi yöresel adlara da sahip olan şifalı bir bitkidir. Bitki 25-60 cm boyunda olup, çok dallıdır ve sapları ayrı olduğu halde bir şemsiye biçimindeki çiçekleri 5 parçalı, korolla altın sarisi renkli ve kenarları siyah renkli guddeli tüyler ile çevrilidir . Erkek organları çok adette ve 3 demet halinde bir araya toplanmıştır. Yapraklar ışığa karşı tutulduğunda, yağ guddeleri, parlak noktacıklar halinde kolaylıkla görülür. Bitkiye binbirdelik otu denmesi bu özellikten ileri gelmektedir. Yanılmamak için, tam olarak açmış bir çiçeği parmaklarınızın arasında ezdiğinizde, ondan kırmızı bir su aktığını göreceksiniz.

 

Faydaları ve Kullanım Alanları

• Yaraların iyileşme sürecini hızlandırabilir
• Hafif ve orta şiddetteki depresyonlarda rahatlatıcı ve sakinleştirici etkisi vardır.
• Korku, endişe, kaygı, umutsuzluk ve çaresizlik duygularının giderilmesinde yardımcıdır.
• Siyatik, eklem iltihabı (artrit) ve pre-menstural kramplar (Adet öncesi ağrı ve sıkıntılar) giderilmesinde faydalıdır.
• Safra salgısını uygun yönde etkileyerek sindirim sistemini rahatlatabilir.
• Kronik yorgunluk sendromunda, uykusuzluk, menopoz dönemindeki sıkıntı, stres ve gerginliklerin giderilmesinde etkili olabilir.


.Her derde deva olduğundan bahsedilir.özellikle mide ağrılarına birebir geldiğini bizzat gözlemlenmiştir. Ayrıca zeytinyağına ufalanarak merhem haline

getirildikten sonra açık yaralara sürüldüğünde ,yaraların çok çabuk iyileşmesini sağlar.

 

Hastalar üzerindeki gözlemlerimize dayanarak ifade ediyoruz ki doğru Kantaron kullanımı ve düzenli içildiği takdirde kanser hücreleri üzerinde temizleyici bir etki görülmektedir.

 

Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Oya Kaçar, kantaron otunun Avrupa’da son yıllarda hafif ve orta şiddetli depresyonların, stres, uykusuzluk, anksiyete gibi günlük yaşamı olumsuz etkileyen rahatsızlıkların tedavisinde basarıyla kullanıldığını, atidepresan olarak kullanılan sentetik ilaçların kullanımında karşılaşılan uykusuzluk, kilo kaybı, seksüel bozukluklar gibi ciddi yan etkilere de rastlanmadığını belirtti.

 

Yan Etkiler ve Etkileşimleri:
Hamilelerde kullanılması yeterli klinik çalışma olmadığı için önerilmez.
Bazı hastalarda sindirim bozukluklarına neden olmuştur.
Bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara sebep olabilmektedir.Bu gibi hallerde kullanımı kesmek gerek
ir.

 

Binbirdelik Otu (Hypericum perforatum L.) tarla, yol ve orman kıyılarında, tepelerde ve çayırlarda Temmuz’dan Eylül’e kadar çiçeklenen ve ülkemizde, sarı kantaron, kanotu, kılıçotu,  mayasılotu ve yaraotu  gibi yöresel adlara da sahip olan şifalı bir bitkidir. Bitki 25-60 cm boyunda olup, çok dallıdır ve sapları ayrı olduğu halde bir şemsiye biçimindeki çiçekleri 5 parçalı, korolla altın sarısı renkli ve kenarları siyah renkli guddeli tüyler ile çevrilidir . Erkek organları çok adette ve 3 demet halinde bir araya toplanmıştır. Yapraklar ışığa karşı tutulduğunda, yağ guddeleri, parlak noktacıklar halinde kolaylıkla görülür. Bitkiye binbirdelik otu denmesi bu özellikten ileri gelmektedir.  Yanılmamak için, tam olarak açmış bir çiçeği parmaklarınızın arasında ezdiğinizde, ondan kırmızı bir su aktığını göreceksiniz. Tanen (tannin), uçucu yağlar (carophyllene, pinene, limonene, myrcene), flavon türevleri (flavonoids; quercitrin, quercitin, rutin),  hipericin (hypericin, pseudohypericin), karoten (carotene), Vitamin C ve resin  içermektedir. Binbirdelik otunun Türkiye' de 70 kadar türü olup; bu türlerden büyük çiçekli binbirdelikotunu (koyunkıran, kuzukıran),(Hypericum calycinum L.) yiyen hayvanlar (Koyun, sığır,at) dan yalnız beyaz tüylü olanlarda bazen ölümle sonuçlanan, deri hastalıkları meydana gelir. Siyah tüylü hayvanlarda bu tip bir duyarlılık meydana gelmemektedir. Avrupa ve Anadolu ‘da yaygın bir bitki olup; Hristyan inancında kutsal bir yeri vardır. Avusturya’da İsa’nın haç kanı, Tanrı kayrası otu ve peygamber kanı gibi isimlerle anılmaktadır.

 

    Binbirdelikotu çayı ; sinir yaralanmalarında ve her türlü sinirsel şikayetlerde, çarpma sonucu yaralanmalarda ve ağır kaldırma sonucu ortaya çıkan rahatsızlıklarda kullanılabilir. Ayrıca o, ishale karşı da  etkili bir bitkidir. Sinirsel yüz ağrıları , günde 2-3 bardak binbirdelikotu  çayı içip, dıştan da (haricen) ağrılı bölgeler uzunca bir süre binbirdelikotu yağı ile ovalanarak iyileştirilebilir.  Bitkinin ayrıca, sinir iyileştirici olarak adlandırılan ve sinirsel rahatsızlıklarda, nevrozlarda, uykusuzlukta ve sinir yorgunluklarında başarıyla kullanılan bir de tentürü (Binbirdelikotu Tentürü) hazırlanabilir. Bu tentür dıştan (haricen) friksiyon (ovarak sürme) biçiminde, içten (dahilen) ise, günde 10-15 damla, 1 yemek kaşığı suya karıştırılarak kullanılır. Konuşma bozukluklarında, rahatsız uykularda, histeri krizlerinde, uyurgezerlikte olduğu kadar, yatağa işeme ve depresyonlarda da başarıyla kullanılabilir. Tüm bu hastalıklarda içten binbirdelikotu çayını kullanırken, bir yandan da oturma çok olumlu sonuçlar verdiği söylenebilir. Haftanın 6 günü, arka arkaya ayak banyoları alınması da tavsiye edilmektedir. Sinir sistemi ile ilgili tüm rahatsızlıklarda bu kür önemlidir.

 

    Gelişme çağındaki genç kızların, bir süre (Birkaç ay) günde 2 bardak binbirdelikotu çayı içmeleri tavsiye edilir. Bu çay, cinsel organların gelişmesine yardımcı olacak ve adet görme düzensizliklerine son verecektir. Çok ünlü olan Binbirdelikotu (Kantaron) Yağı’da hiç bir evde eksik olmamalıdır. Gerçekten de binbirdelikotu yağı ; ağrı kesici, iltihap önleyici ve iyileştirici özellikleriyle, en iyi yara yağıdır. Bu yağı herkes kolayca hazırlayabilir. İyileştirme gücünü en az 2 yıl korur ve yalnızca açık yaralarda, yeni yaralanmalarda, hematomlarda (Deride mavi-mor lekeler), beze şişkinliklerinde, güneş yanıklarında ve pürüzlü yüz ciltlerinde bakım toniği olarak kullanılmakla kalmayıp, uçuklar (herpes), varisli damarlar, basurlar (hemorrhoids), sırt ağrıları, lumbago, siyatik, mafsal (eklem) iltihabı, romatizma ve   felçli-inmeli (paralysis) bölgelerde de etkili bir friksiyon (Ovarak sürme) yağı olarak kullanılabilir. Yanıklarda ve haşlanmalarda etkili bir yağa sahip olabilmek için bitkinin çiçekleri keten tohumu yağına yatırılır. Bu yağ, güneş yanıklarında da kullanılabilir. Karınlarına zeytinyağı ile hazırlanmış binbirdelikotu (Kantaron) yağı sürüldüğünde karın ağrısı çeken bebeklerin ağlamaları sona erebilir.  

 

 Kullanım Biçimleri :

Çay Hazırlamak : 1 tatlı kaşığı dolusu bitki, orta boy 1 su bardağı kaynamış suya eklenir  ve 3-4 dakika demlendikten sonra süzülür. Yukarıda belirtilen durumlarda günde 2-3 bardak içilir.

 

Binbirdelikotu (Kantaron) Yağı Hazırlamak : Güneşli havada toplanmış çiçekler, gevsek biçimde bir şişeye doldurulur ve üstüne, sızma zeytinyağı eklenir. Zeytinyağı çiçekleri örtmelidir. Mayalanma süresi olan 3-5 gün süresince şişenin kapağı açık tutulur ve arada bir çalkalanarak, güneşli bir yerde bekletilir. Daha sonra şişenin kapağı kapatılır ve 4-5 hafta boyunca, arada bir çalkalanarak güneşte bekletilir. Süre sonunda süzülür, çiçekler de sıkılır ve koyu renkli şişelere doldurularak saklanır. Yanık yaraları için, zeytinyağı yerine, ketentohumu yağı kullanılır.

Binbirdelikotu (Kantaron) Tentürü Hazırlamak : 1 litre konyağın içine, güneşte toplanmış ve ince kıyılmış 2 avuç bitki (sap, yaprak ve çiçek ) eklenir. Sise 14 gün boyunca güneşte bekletilir ve arada bir çalkalanır. Süre sonunda süzülür ve koyu renkli şişelere aktarılarak, serin bir ortamda saklanır.

 

Sarı Kantaron Ekstresi: (Hypericum perforatum L.) Özellikle Avrupa ve Amerika'da çay yerine, bitkinin çiçek, yaprak ve saplarından elde edilen ve kapsül şeklinde satılan ekstresi de kullanılmaktadır.  Kronik yorgunluk sendromunda, menopoz dönemindeki sıkıntı, stres ve gerginliklerin giderilmesinde  faydalıdır.


ANTİDEPRESAN ÖZELLİĞE SAHİP
       Eski çağlardan beri şeker, kronik romatizma, mide-bağırsak, bronşit hastalıkları ve soğuk algınlıklarının tedavisinde kullanılan otun, “parazit düşürücü”, antiseptik ve yara iyileştirici etkisinin bulunduğunu anlatan Dr. Kaçar, bu özellikleri nedeniyle yanık tedavisinde de etkili olan otun içeriğindeki “Hypericin” adlı maddenin, antidepresan özelliğinin bulunduğunu anlattı. Dr. Kaçar, şunları kaydetti: “Klinik ve hayvan deneylerinde antidepresan etkinliği kanıtlanan ve (doğal prozac) olarak anılan ot, yan etkisi olmadığı için Avrupa’da son yıllarda hafif ve orta şiddetli depresyonların, stres, uykusuzluk, anksiyete gibi günlük yaşamı olumsuz etkileyen rahatsızlıkların tedavisinde başarıyla kullanılmaktadır. Antidepresan olarak kullanılan sentetik ilaçların kullanımında karşılaşılan uykusuzluk, kilo kaybı, seksüel bozukluklar gibi ciddi yan etkilere de, kantaron otu kullanımında rastlanmamaktadır.”
       
BİLİNÇSİZCE TÜKETİLMESİ SAĞLIK AÇISINDAN RİSKLİ
       Dr. Kaçar, bitkinin mutluluk hormonu olarak adlandırılan “seratonin”in yanı sıra vücudun kendini iyi hissetmesi için gerekli olan “dopamin” ve “norepineprin” hormonlarının salgılanmasını da yan etkisiz olarak teşvik ettiğine dikkati çekti. “Hypericin”in uyku esnasında kişide “derin düşünce, meditasyon, memnuniyet verici ve yaratıcı düşüncelerin çoğalmasını sağladığını” ifade eden Dr. Kaçar, bu maddenin bazı bakterilere karşı da antibakteriyel etkiye sahip olduğunun belirlendiğine değindi. Bitkinin, Avrupa ve ABD’de preparat haline getirilerek birçok hastalığın tedavisinde yaygın olarak kullanıldığını dile getiren Dr. Kaçar, Türkiye’de 9 çeşidi bulunan ottan henüz ilaç olarak yararlanılmadığını, halk arasında genelde çay olarak tüketildiğini vurguladı.


       Dr. Kaçar, şöyle konuştu: “Bu bitkinin rastgele toplanması ve bilinçsizce tüketilmesi, sağlık açısından risklidir. Çünkü ağır metaller arasında ilk sıralarda yer alan kadmiyum, yol kenarlarında yetişen kantaronun bünyesinde yoğun olarak bulunmaktadır. Buralardan toplanacak kantaronun, şifadan çok kanserojen etkisi vardır. Bu nedenle kantaron temiz bölgelerden toplanmalıdır. Bu bitki, ülkemizde genel olarak çay olarak tüketiliyor. Bu tüketimde de, belirli bir dozajın aşılmaması gerekiyor. Yani, günde en fazla 1 fincan içilebilir. Aşırı içilmesi, özellikle açık tenli kişilerde ışığa duyarlılık, ciltte kızarıklık, döküntü gibi yan etkilere neden olabilir.”

 

 

Şifanın bilinçli adresi:   www.herbalistatabay.com

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

maydanoz...

16/1/2009 · Kategori: sifali bitkiler___

Kökeni ve Yayılışı : Kültür bitkisi olarak maydanoz bugün hemen tüm dünyaya yayılmış bulunmaktadır. Esas kökeni tam olarak bilinmemektedir. Büyük olasılıkla Akdeniz Bölgesi olabileceği kabul edilmektedir. Eski Yunanlılar ve Romalılar zamanında maydanozun tıbbi ve baharat olarak kullanıldığı bilinmektedir.

Botanik Özellikleri : Maydanoz iki veya çok yıllık bir bitkidir. Pancar şekline benzeyen kazık kökünden ikinci yıl hafif köşeli ve bükülmüş sap oluşur. Bu sap üst kısımlara doğru dallanır. Sapın boyu 130 cm'yi bulabilir. Temel yapraklar ile sapın alt kısımlarında olan yapraklar saplı, buna karşılık üst kısımlardaki derimsi yapraklar doğrudan doğruya sapa bileşiktirler. Alt yapraklar koyu yeşil renkte, üst yüzü parlak ve düz 3 parçalı ve her parça 3 dilimli ve dişlidir. Üst yapraklar ise daha az parçalıdır. Saplar bir çiçek topluluğu ile son bulur, çiçek sapı uzundur ve bu sap ucunda bileşik umbella tipinde bir çiçek topluluğu bulunmaktadır. Çiçekler genellikle sarı- yeşil renktedir. Ancak kırmızı renklilerde bulunmaktadır. Çiçeklerde protandri söz konusu olduğundan yabancı döllenme olur. çiçek topluluğu orta büyüklükte olup, 10-20 kolludur.
Meyve 2-3.5 mm uzunlukta, 2 mm genişlikte ve 1 mm kalınlıkta olup geniş yumurta şeklindedir. Uç kısımda 2 narbe bulunur. Meyve kolaylıkla iki parçaya ayrılır. Meyve rengi yeşilimsi gri kahverengiye kadar değişir. Kokusu ve tadı çok aromatik tipik maydanoz kokusunda fakat yaşlandıkça kokusu azalır. Bahçe maydanozu tüm organlarında fakat özellikle meyvelerinde uçucu yağ içerir. Bu uçucu yağın en önemli kısmı apiol dur.

İklim ve Toprak İstekleri : Maydanoz iklim yönünden fazla seçici değildir. Ancak derin yapılı humusça zengin, belirli ölçüde rutubetli olan yerleri tercih eder.

Tohumluk : Maydanozda 1000 dane ağırlığı büyük varyasyon göstermektedir. Ortalama 1.125 gr olduğu belirtilmektedir. Tohumluluğun safiyetinin % 90, çimlenme kabiliyetinin % 70 den az olmaması istenmektedir. Çimlenmesini 21 günde tamamlamaktadır.

Yetiştirme Tekniği : Ekimden önce tarlanın çok iyi hazırlanması gerekir. Sürümden sonra tırmık ve merdane ile toprak üst sathının iyice ufalanmasına ve belirli ölçüde bastırılmasına gerek vardır. Tohumun 1 cm kadar derine düşmesi istendiğinden üst yüzünün iyi işlenmiş ve belirli bir ölçüde bastırılmış olması ile yeterli bir çimlenme sağlanabilir. ekim ilkbahar ve Sonbaharda yapılabilir.
Yetiştirme, kullanım amacına göre farklılık gösterir. Eğer kök maydanozu yetiştirmek isteniyor ise 30-35 cm sıra arsı mesafesinde dekara 400-500 gr tohum atılı. Şayet yaprak maydanozu ise bu takdirde 20-25 cm sıra arası mesafesinde 800-1000 gr tohum kullanılır.
Çıkıştan sonra ilk çapanın oldukça dikkatli yapılması gerekir. Bundan sonra birkaç çapa daha yapılır. Sonbaharda bitki sathı kaplar. Maydanoz rutubeti sevdiğinden kurak zamanlarda sulanma zorluğu vardır.

Hasat : Maydanozda sürgün vermeden önce yapraklar kök tacı zedelenmeden biçilir. Büyük işletmelerde kosa kullanıldığı gibi çayır biçme makinalı ile de hasat yapılabilir. Kök hasadı Sonbaharda yapılabilir.

Kurutma : Maydanozun kurutulması çok önemlidir. En iyisi suni koşullarda 40 oC'de kurutmaktır. Kökler ise 80 oC'de kurutulmalıdır. Eğer düşük sıcaklıkta kurutulur ise kurutma çok uzun süreceği gibi, köklerin sadece dış kısmı kurur, iç kısmı rutubetli kalır. Bu durumda kolayca çürüyebilir.
Özellikle yaprak maydanoz hasat edildikten sonra içerdiği su ve uçucu yağ oranında büyük değişme olmaktadır. Su oranı biçimden itibaren azalmasına karşın uçucu yağ oranı önce artmakta ilk iki gün sonra yeniden azalmaktadır.
Eğer maydanozdan uçucu yağ elde dilmesi şeklinde yararlanılacak ve taze bitkinin destilasyonu düşünülüyor ise, bu takdirde önce bir soldurmanın yapılması hem su oranının düşmesi hem de uçucu yağ oranının yükselmesi yönünden yararlıdır.

Verim : Dekardan 250-300 kg drog herba, 200-400 kg/da hava kurusu kök alınabilir.
Meyve verimi ise 150 kg/da'dır.

Hastalık ve Zararlılar : Maydanoz mantari hastalıklara çok yakalanır.

Kullanılan Bitki Kısmı : Radix Petroselini, Herba petroselini, Fructus petroselini.

Etken Maddesi : Drog yaprakta uçucu yağ oranı % 0.1 - 0.7 arasında değişir. Meyvede uçucu yağ oranı ise % 3-6 arasında varyasyon gösterir.
 

Sofralarımızın temel unsuru olmayı haketmiştir. Sindirimi kolaylaştırır, böbrek taşlarını düşürür. Maydanoz iki yıllık bir bitkidir. Ekilen maydanoz, 15 - 20 cm boyuna erişince kesilir. Yıl içinde 5 - 6 kesim yapılabilir. Toplanması yıl boyunca sürer. Köke yakın olarak kesilen yapraklar yemek için toplanıyorsa, taze olarak hemen tüketilir. Bu kesme işlemi budama gibi etki yapar ve yapraklar kesildikçe daha çok yaprak verir, bu şekilde bitki gitikçe kuwetlenir. İnce kıyılan yapraklar, bütün yemeklere ve salatalara girebilir, Maydanozun yaprakları çiğ olarak yenildiği gibi bazı yemeklere tencere ocaktan indirilmeden önce son dakikada eklenerek ve salatalara katılarak bolca tüketilir.

Maydanoz sulak ve gübreli toprakları sever. Her yerde yetiştirilebllir. Tad ve kokusu hoştur, özellikle yemek ve salataları  lezzet vermekte kullanılması bu yüzdendir. Sarma, dolma, köfte ve börekler maydanozsuz yapılmaz.

Maydanoz, sabah kahvaltısı ve yemeklerin yanında da yenir. Maydanozun özel tad ve kokusu bileşiminde bulunan esanslar ve flavon glikozidinden ileri gelir.

Maydanoz, halk arasında mide bulantısını giderici, böbrek taşlarını düşürücü, kansızlıkta, halsizlikte, bağırsakların çalışmasında, diş etleri kanamasının önlenmesinde, yaraların kapanmasında, romatizmada yararlı olarak bilinir.

Maydanoz C vitamini ve güçlendirici etkinlik yönünden çok zengin bir bitkidir. İştah açar, ter çıkartır, ateş düşürür. Kadınların düzensiz adet görmelerini yoluna sokar ve organizmayı zehirlerden arındırır. Bu yüzden maydanoz karaciğer hastalıklarına, sarılığa, egzamalara, selülite, romatizmaya, gut hastalığına ve idrar
yolları taşlarına karşı tavsiye edilir.

Maydanoz, C vitamini, E vitamini, B grubu vitaminlerden folik asit, A vitamininin öncüsü karolenoidlerden çok zengindir. Taze yenen 8-10 dal (20 gram kadar) maydanoz, yetişkin insanın günlük C vitamini ihtiyacının yarısını karşılayabilir.

Diş etlerinde, yaraların kapanmasında, kansızlık ve romatizmadaki olumlu etkileri A, C ve E vitaminleri ile folik asitten zengin olmasıyla  açıklanabilir. Son yıllardaki çalışmalar C ve E vitaminleri ile karotenoidlerin damar sertliğine bağlı kalp hastalıkları ve kanserlerde  koruyucu etki gösterdiğini işaretlemektedir. İdrar söktürücü etkisi birleşimindeki flavon glikozidinden dolayıdır.

Maydanoz, demir, potasyum, magnezyum ve kalsiyum gibi minerallerden de zengindir. Bunun yanında sodyumu az içerir. Potasyum, magnezyum ve kalsiyum tansiyonun düzenlenmesin de yardımcıdır. Yüksek tansiyonlu olup, diyetlerinde tuz sınırlaması yapanlar yemeklerinde bol maydanoz koyduklarında tuz ekleme gereği azalır.

Maydanozdan yeterince yararlanabilmek lçin kullanımına özen göstermek gerekir. Her şeyden önce iyi yıkanmalıdır. Çiğ yeneceğinde, yıkandıktan sonra bir süre su içinde beklemek doğru olur. Satın alınan maydanoz kağıt havluya sarılıp naylon torba içine konarak buz dolabında saklanır. Kullanılacağında yıkanır, kullanılmayan kısım temiz bez veya kağıt havlu üzerine konarak nemi giderildikten sonra cam kavanoz içinde birkaç gün buz dolabında bekletilebilir.

Kurutulmuş maydanozda C vitamininin çoğu kaybolur. Bunun yanında A vitamininin öncüsü karotenoidlerdeki kayıp % 30 civarındadır. Kurutma ile mineral değerlerinde kayıp olmaz. Yemeklerde kullanımı açısından kurutulmuş maydanoz kolaylık sağlar.

Kök ve yaprakları özellikle ödemlere, kan dolaşım bozukluklarına, sindirim güçlüklerine, solunum zorluklarına, deri hastalıklarına, kadınların akıntılarına ve sancılı adetlerine karşı etkilidir. Maydanoz göz rahatsızlıkları, akne, cilt lekeleri, yara, bere karaciğer ve dalak rahatsalıkları, yüksek tansiyon için faydalıdır.
Kan temizleyici, kuvvet verici, saçları canladırıcıdır.

Salatalara, omletlere, çorbalara, köftelere bu şifalı bitkiyi bol bol koymalıdır. Böylelikle hem sindirimleri kolaylaştıracak hem de iştahı açacaktır.

Maydanoz, böbrekleri çalıştırarak idrarı bollaştırır. Kan şekeri normal seviyede tutar ve kansere karşı koruyucudur.

Maydanozun çiği de pişmişi de uyku verir. Benzimizin rengini düzekir, canlılık sağlar. Bu yüzden salatalara bol maydanoz
konmalıdır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

keten tohumu...

16/1/2009 · Kategori: sifali bitkiler___

Keten tohumu omega 3 ve omega 6 yağ asitlerinin iyi bir kaynağı olmakla birlikte az miktarlarda magnezyum, demir, bakır, çinko ve çeşitli vitaminler içerir. Keten tohumu keten denilen kireçli topraklarda yetişen otsu bir bitkinin tohumudur. yüksek oranda çözünür ve çözünmez lif içerir, göğüs, kolon, prostat kanserine karşı koruyucu olan lignanların kaynağıdır.keten tohumu günde bir yemek kaşığı tüketilir. Hamile, emziren kadınlar ve küçük çocukların ise kullanmaması önerilir. Yeterli miktarda balık tüketmeyenler omega 3 yağ ihtiyaçlarını karşılamak için keten tohumu kullanırlar. Keten tohumu ekmekte de kullanıabilir, ve diğer hamur işlerine keten tohumu eklenebilir. Bitkisel tedavi ya da diyet / zayıflama amaçlı kullanacaksanız lütfen önce doktorunuza başvurunuz.

KETEN TOHUMU YAĞI

Keten tohumu yağı yüksek oranda çoklu doymamış yağ asitleri, düşük oranda doymuş yağ asitleri, bol miktarda potasyum ve iz miktarda da magnezyum, demir, bakır, çinko ve çeşitli vitaminler içerir.

Özellikle Omega-3 yağ asitleri olmak üzere, Omega yağ asitlerince zengin bir besindir. İçerisinde %50 oranında bulunan omega-3 yağ asidi sayesinde kalp rahatsızlıklarında olumlu etki göstermektedir. Omega-3 yağ asidi, tüketimi koroner kalp rahatsızlıklarından ölüm riskini azaltmaktadır. Kalp krizine veya tromboza neden olan damarlardaki pıhtılaşmayı önlemeye yardımcı olabilir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

brokoli...

13/1/2009 · Kategori: sifali bitkiler___


 

BROKOLİNİN FAYDALARI

Genel Olarak.

Brassica oleracea türünün italica alt varyasyonundan olan Brokoli, son yıllarda hakkında yapılan bilimsel araştırmalarla yıldızı parlayan bir bitkidir. Akdeniz ikliminin hakim olduğu ülkelerde bolca yetiştirilen brokoli bütün dünyada ve ülkemizde yıldızı parlayan “şifalı bitkiler“ olgusundan nasibini almış ve tüketimi ciddi oranda artmıştır. Ülkemizde önceleri lüks tüketim reyonlarında yer bulabilen bu yararlı bitki günümüzde semt pazarlarında dahi bulunup alınabilir duruma gelmiştir.

Şekil olarak karnabahara benzeyen brokoli yeşil rengiyle beyaz olan karnabahardan ayrılır. Yılda 3-4 kere hasat edilebilen bu sebze tarım bakanlığı verilerine göre ülkemizde en az üretilen sebzelerden birisidir.

Yapısında Bulunan Etken Maddeler.

Glukozinolatlar, indoller, sülforafenler, beta karoten, c vitamini, Selenyum, ditiyoltiyonlar, Quersetin, Lutein ve E vitamini brokolinin etken maddelerinden önemlileridir. Ayrıca her sebze ve meyvede önemli sağlık faktörlerinden olan lifli yapı da bu sebzeyi önemli bir yere oturtmaktadır.

Yararlı Olduğu Hastalıklar ve Kullanım Alanları.

Brokoli; yapısında bulunan Glukozinolatlar sayesinde karaciğer kanserinin engelleyicisidir. Bu maddenin bir çok kanser türünün yanında karaciğer kanserini küçümsenemeyecek oranlarda engellediği klinik çalışmalarla kanıtlanmıştır.

Bu mükemmel bitkinin yapısında bulunan İndoller ise; bir tür bitkisel hormonlardır ki bu hormanlar insan vücudunda düzenleyici bir etkiye sahiptir. Yine bu hormonlar tümör oluşumunu engellemekte çok iyidirler.

Kadınlara has olan bir çeşit östrojen hormonu meme kanserinin oluşumunu artırmaktadır brokolinin yapısında bulunan indoller bu tür östrojen hormonu üzerinde baskılayıcı etkiye sahip olduğundan, meme kanseri riskini düşürmektedir(NOT: Bu bilgi şu anda araştırma aşamasındadır. Destekleyen veriler olmasına rağmen kesinliği kanıtlanamamıştır).


Bu mucizevi bitkinin etken maddelerinden birisi de Sülforafendir. Bu kimyasal bağışıklık sistemini kuvvetlendirmektedir. Aslında bu madde ABD ve bir çok Avrupa ülkesinde ticari bir ürün olarak satılmaktadır. Bu madde çimlenmiş brokoli tohumlarında 50 kat daha fazladır. Yine brokolinin özelliği olan kanserle savaşta bu madde gerçekten iyi sonuçlar vermektedir.


C Vitamini
bilinen etkilere sahiptir; Bağışıklık sistemini güçlendirmek, oksidasyonu engellemek, demir emilimini hızlandırmak, bağ dokuyu kuvvetlendirmek ve çeşitli hastalıkların iyileştirilmesine destek görevi vermek c vitamininin bu bilinen etkilerindendir.


Bağışıklık sisteminin güçlü tutulmasında, üreme fonksiyonun güçlendirilmesi ve düzenlenmesinde, doğurganlık ve emzirme üzerine olumlu etkilerde, göz sağlığının düzenlenmesinde ve kemik oluşumunun hızlandırılmasında brokolide bulunan Beta karoten önemli fonksiyonlar icra eder.


Bu bitkinin yapısında bulunan selenyum; çok güçlü bir anti oksidandır. Bu madde kan hücrelerinin korunmasında, hücre duvarının güçlendirilmesinde ve bağışıklık sisteminin düzenlenmesinde görev yapar.


Ditiyoltiyonlar:
Karnabaharımsı bitkilerde bulunan ve kanserin oluşumunun engellenmesinde rol aldığı düşünülen maddelerden birisidir.

Quersetin: Antioksidan özellikli bir maddedir. Kansere yol açan çeşitli maddeleri engelleyici bir özelliği vardır. brokoli Çorbasıİnsan vücudundaki bazı tümörlerde apopitozis denilen programlanmış hücre ölümünü uyardığı gösterilmiştir.(kanser aslında hücrelerin planmayan ve dereksiz yere üreyerek çoğalmasıdır. Bu hastalığın tedavilerinden birisi de hücrelerin planlı bir şekilde öldürülmasidir. Bu öldürma işlemi radyo terapi veya kemo terapi yardımıyla yapılmaktadır.)


Lutein:
Beta karotene benzer bir maddedir. Yeşil yapraklı bitkilerde bulunur ve antioksidan tesir gösterir. Özellikle mavi, yeşil ve ela gözlü insanlarda gözü güneşin zararlı tesirlerinden korur.


E vitamini:
Güçlü bir antioksidandır. Kolesterolün zararlı tesirlerinden kalbi korur. Doğal olarak kanı sulandırıcı tesirleri vardır.( Kan aşırı sulanmadığı taktirde akıcılığı nedeniyle kalbi rahatlatır.)

Brokolinin özel selülozik yapısı: Brokolinin kendine özgü bir lif yapısı vardır. Bu yapı bağırsaklardaki zehirli maddeleri ve ağır metalleri uzaklaştırarak koruyucu tesir gösterir. Ayrıca bu lifli yapı kalın bağırsak kanserini en gelleyici bir etkendir.( Aslında lifli yiyeceklerin tamamı kalın bağırsak kanserini engellemektedir. Bu konuda en iyilerden birisi kepekli ekmektir.)

Brokoli Hakkında Yapılan Araştırmalar.Brokoli

Brokolinin insanlar üzerindeki kullanımı ile ilgili ilk önemli çalışmalardan birisi Kaliforniya Üniversitesi’nde yapılmıştır. Bu çalışmada endoskopik incelemelerinde kalın bağırsak polibi (iyi huylu tümör) bulunan 459 hasta ve 507 sağlıklı kişi incelenmiştir. Hasta ve sağlıklıların bir kısmına brokoli verilirken bir kısmı hiçbir şekilde brokoli tüketmemiştir. Brokoli kullanan kişilerde kalın bağırsak kanseri gelişme oranı brokoli kullanmayanlara göre anlamlı olarak daha düşük bulunmuştur.

ABD Tarım Bakanlığı Tarım Araştırmaları Servisi’nde yapılan bir araştırma ile brokolinin farelerde kalın bağırsak kanserinin oluşumuna karşı engelleyici bir tesir gösterdiğini bildirmişlerdir. Ayrıca meme kanseri oluşumunu engelleyebileceği konusunda ipuçları elde etmişlerdir. Bu tesirin brokolideki yüksek selenyum miktarına bağlı olabileceğini düşünerek yaptıkları başka bir çalışmada, tuz şeklinde alınan selenyum ile brokoli yapısındaki selenyumun tesirini karşılaştırmışlardır. Bu çalışma sonucunda da tuz şeklinde alınan selenyumun bağırsaklardan hızla emilip hızlı bir şekilde idrara geçtiğini; brokoli yapısındaki selenyumun ise çok az emilerek brokoli lifleri içerisinde kalarak kalın bağırsaklara kadar ilerlediğini gözlemişlerdir. Bu gözlemlerine dayanarak brokoli yapısındaki yüksek selenyum oranlarının kalın bağırsak kanserine karşı koruyucu tesir gösterdiğini ileri sürmüşlerdir.
ABD’deki Johns Hopkins Üniversitesi’nde P. Talalay ve ekibi uzun yıllardan beri brokoli üzerinde çalışmalar yapmaktadır. Bu ekip brokolinin kanser önleyici tesirinin brokolideki sulforafen denilen maddelere bağlı olduğunu düşünmektedir. Bu maddelerin çimlendirilmiş brokoli filizlerinde çok yüksek oranda bulunmaları nedeniyle çalışmalarında çoğunlukla bu filizlerden hazırladıkları tabletleri kullanmışlardır. Fareler üzerinde yaptıkları çalışmalarda brokolinin başta meme ve kalın bağırsak kanseri olmak üzere çeşitli kanserlerin oluşumunu önleyici tesire sahip olduğunu göstermişlerdir. Brokolinin kimyevî yapısını detaylı bir şekilde incelemişler ve ayrıca sağlıklı gönüllüler üzerindeki tesirlerini de araştırmışlardır. Bu çalışmaları ile hastalar üzerinde yapılabilecek çalışmalara ışık tutacak bilgiler sağlamışlardır.
Danimarka’daki Roskilde Üniversitesi’nden O. Vang ve ekibi brokolinin fareler üzerindeki tesirlerini inceleyerek özellikle hangi maddenin tesirli olduğunu anlamaya yönelik araştırmalar yapmışlardır Brokolinin değişik hazırlanış ve kullanım şekillerinin farklı tesirler gösterdiğine dikkat çekmişlerdir.
Almanya, Belçika, İtalya ve İngiltere gibi ülkelerde de brokoli ile ilgili çeşitli çalışmalar yapılmakta ve sonuçları yayınlanmaktadır. Genel olarak brokolinin faydası üzerinde fikir birliği vardır. Ancak hangi kullanım şeklinin daha faydalı olacağı ve hangi mekanizmalarla vücutta tesir gösterdiğini açıklayabilmek için daha çok çalışmaya ihtiyaç vardır.

Genel Olarak Hangi Hastalıklara İyi Gelmektedir?

  1. Prostat kanserine iyi gelmektedir. Şifalı Meyveler
  2. Kanın yapısını düzenlemektedir.
  3. Kadınlarda meme kanserini engellemektedir.
  4. İyi huylu tümör oluşumunu baskılamaktadır.
  5. Yücut hormonlarını düzenlemektedir.
  6. Kolesterolün zararlı etkilerini azaltmaktadır.
  7. Yücutta iyi bir anti oksidandır.
  8. Kanser gelişimini baskılamaktadır.
  9. Bağırsakları düzenler bunu lifli yapısı sayesinde yapar.
  10. Kanı sulandırır kalp üzerinde rahatlatıcı etkisi vardır.
  11. Fertilite (üreme ve doğurganlık) üzerinde olumlu etkileri vardır.
  12. Hamilelik sonrasında emzirme ve süt oluşumunda destekleyici etkileri vardır.
  13. Kadınlarda oluşan demir eksikliğine bağlı kansızlığı azaltır. Bunu demir emilimini kuvvetlendirmesi sayesinde yapar.

Nasıl Tüketilmelidir?

Birinci yaklaşım Prof. Dr. İ. Adnan Saraçoğlu tarafından önerilen doğal kullanım şeklidir. Bu araştırmacı brokolinin basit bir yöntemle günlük olarak hazırlanan kullanım şeklini önermektedir. Hastalıklardan koruyucu ve tedavi edici tesirinin en üst düzeyde olması için brokolinin taze ve bütün olarak kullanılmasını önermektedir. Brokoliden elde edilecek maddelerin ilâç hâline getirilmesine ve bir ticarî meta hâline dönüştürülmesine karşı çıkmaktadır. Özellikle iyi huylu prostat büyümesi ve prostat iltihabına karşı önerdiği kullanım şekli internetteki kişisel web sayfasından öğrenilebilir.

İkinci yaklaşım şekli ise özellikle Prof. Dr. P. Talalay tarafından önerilmekte olan aktif madde kullanımıdır. Bu kullanım şekli brokoli içerisindeki aktif maddelerin ayrıştırılmasına, bunların sentetik yollardan çok miktarda üretilmesini ve ilâç şekline getirilerek piyasaya sürülmesini öngörmektedir.
Bu iki kullanım şeklinin de avantajları ve dezavantajları zamanla daha da belirginleşecektir

Sonuç Olarak
Brokolinin bizi en çok ilgilendiren yönü iyi bir gıda olmasıdır. Tarım Bakanlığı ihtiyaç fazlası ürün veren fındık, tütün ve şeker pancarı alanlarında sınırlandırmaya gidilmesini ve bu ürünlere alternatif ürünlerin ekiminin yapılmasını tavsiye etmektedir. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi tütün alanlarında alternatif ürün olarak brokoli tarımı yapılması konusunda bir çalışma yapmıştır. Eşme İlçesi’nde gerçekleştirilen bu çalışma brokoli tarımının çok kârlı bir alternatif olduğunu göstermiştir. Öyle görülüyor ki yıllardır insanları zehirleyerek çeşitli hastalıklara yol açan tütün gibi zararlı bir bitkinin yetiştirilme alanları bu kez de insanlığın faydası için çok çeşitli özellikler gösteren brokoli ile tanışacaktır.

NOT: Bu Makale sızıntı dergisinin resmi internet sitesinden alınarak sedeleştirilmiş ve çeşitli eklentiler yapılarak yayınlanmıştır. Bu maklenin altında Dr. Musa SARAÇOĞLU'nun imzası vardır. Bu deginin sitesini ziyaret edebilirsiniz. www.sizinti.com.tr

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

çörekotu...

12/1/2009 · Kategori: sifali bitkiler___

 

Genel Olarak

Bilinen 16 türü vardır. Şam çörekotu, kırk çörekotu bilinen türleridir. Çörek Otu

Karamuk, siyah susam ve çörekotu diye de anılır.

Çörek otu, % 35-40 oranında yağ, acı madde, uçucu yağ, saponin, tanen, nigelon (bronşit nöbetlerine karşı), thymochinon (öd söktürücü) içerir.

Uygulama Alanları ve Uygulama Şekilleri

*Vücuda kuvvet ve zindelik verir; bal ile macun yapıp yenebilir. Kan yapıcıdır; her sabah kuru üzümle beraber yenmeli.

*Çocukların gaz ve sancılarında; bir miktar çörekotu tohumu, bir tane hindistan ceviziyle de dövülür ve tülbente konup, çocuğun ağzına tutularak emzirilir.

*Kadınların hayzını söktürür. Anne sütünü artırır; balla yenmeye devam edilmelidir. Unutkanlığa faydalıdır, balla macun yapılıp yenmeli.

*Mide ve bağırsaktaki gazları söker, hazmı kolaylaştırır, iştah açar; ekmek ve keklere katılırsa da şişlik yapmaz.

*Böbrekteki kum ve taşları döker; şerbeti içilir veya 4 bardak suya 3 çorba kaşığı çörek otu dövülerek konur, üzerine 1 çay kaşığı sözme bal konur. Kaynatılıp süzülür. Günde üç kere 1′er çay bardağı içilir.

*Felç ve kazıklı hummaya (tetanoz) faydalıdır; çörek otu yağı burundan faydalıdır.

*Öksürük, balgam, nefes darlığı ve romatizmaya faydalıdır; balla karıştırılıp yenir veya macun yapılır. Grip ve nezleye, baş ağrısına; yağı burundan damlatılır veya çörek otu bir müddet sirke içinde bekletildikten sonra alınarak toz haline getirilir, enfiye gibi burna çekilir veya tohumları kavrulur, tütsüsü burna çekilir.

*Kulak için, sonradan meydana gelen üşütme, rüzgâr alma, iltihap tıkanıklıklarında; çörek otu yağı kulağa damlatılır.

*Diş ağrısı ve diş iltihaplanmalarında kullanılır; çörek otu sirke ile kaynatılıp ağızda gargara yapılır.

*Bağırsak ve karındaki kurt, parazit ve solucanları öldürür; sirke ile kaynatılıp aç karnına içilir.

Çörekotu Tohumu*Basura faydalıdır; sirke ile kaynatılıp basura sürülürse veya yakılır elde edilen külü içilir veya acı kavun suyu ile merhem yapılır sürülürse faydası görülür.

*Vücudun muhtelif yerlerinde sızısı olanlar; sabunlu sıcak su ile yıkanır, çörek otu kavrularak dövülür ve yıllanmış zeytin yağı içine konur. Bu yağ sızılı kimsenin tepesinden ayağına kadar sürülür, hasta giydirilir. Soğuk rüzgâr değmeden yatağa yatırılır, iyice terletilir. Hasta terledikten sonra sızılar geçer ve vücut ipek gibi olur.

*Sivilce, uyuz, egzama gibi cilt hastalıklarına faydalıdır; çörek otu sirke ile kaynatılıp sürülür.

*Saçları besler, kepeği önler; çörek otu yağı saçlara sürülür.

*Çörek otu tütsüsü haşereleri öldürür.

GENEL KULLANIM
Kanser ve AIDS hastalıklarında vücudun direncini artırma görevini layıkıyla yerine getirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Bronkodiletatör (bronşları genişletici) dür.

HazırlanışıÇörek Otu Reçeli

Macun: 1kg bala, 200gr. Çörek otu öğütülüp karıştırılır. Bir kaba konur, üstü tülbentle örtülür. Üç gün üç gece ay ve yıldızları görecek şekilde bekletilir.Sonra bu macundan 3 çay veya 1 şeker kaşığı günde 3 kere aç karnına yenir.

Sonuç Olarak

Çörek otunun faydaları saymakla bitmez özellikle son yıllarda çörekotuna olan ilgi inanılmaz biçimde artmış ve kullanımı hak ettiği yere varmıştır.

Çörekotunu bal ile karıştırarak almanın faydası daha büyüktür. Sabahları bir elin ayasını dolduracak kadar çörek otunun gün aşırı tüketilmesi ise anti oksidan etkisinden dolayı gerçekten mükemmel sonuçlar doğurur.

www.sagliksifa.com

 

Yazı www.lokmanhekim.com sitesinden alıntılanmıştır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Biberiye (kuşdili)...

12/1/2009 · Kategori: sifali bitkiler___

Ballıbabagillerden; Akdeniz çevresinde çok yetişen; küçük, kalınca, ensiz ve kokulu yaprakları ile çiçeklerinden faydalanılan bir bitkidir. Yaprakları iğneye benzer. Boyu 2 metre kadardır. Çiçekleri mavi veya eflatundur. Çiçeklerinden renksiz veya soluk sarı renkte olan biberiye esansı çıkarılır. İçeriğinde kafuru, sineol, kamfen, pinen, borneol ve bornilasetat vardır.

Faydası : Hazımsızlığı giderir. Çarpıntıyı keser. Yarımbaş ağrılarını giderir. Baş dönmesini keser. Astım, bronşit ve kansızlıkta faydalıdır. zayıflamaya yardımcı olur.tok tutar.Yağlı saçların yağını alır. Burkulmalarda ve deri yaralarında da haricen kullanılır. İdrar ve adet söktürür. Safra ifrazatını arttırır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Fındık yemenin faydaları...

12/1/2009 · Kategori: sifali bitkiler___

Fındığın kalp damar hastalıklarına, kansızlığa, kolesterole ve kansere iyi geldiği bilinmektedir. Ayrıca fındık ömürüde uzatmaktadır.

B, E vitaminleri açısından zengin olan fındıkta ayrıca demir, kalsiyum, çinko, magnezyum ve bakır da bol olarak bulunmaktadır.

Yetişkinlerde üreme fonksiyonları açısından bir mucize olan fındık mutlaka günlük tüketilmelidir. Özellikle sınava hazırlanan gençler için iyi bir zihin açıcı olan bu şifalı bitki büyüme çağındaki çocuklara 2-3 yaşlarından itibaren sıksık yedirilmelidir.

Fındık;

  • Kalp-damar hastalıklarına,
  • Üreme bozukluklarına,
  • Dikkat dağınıklığı sorunlarına,
  • Kansızlığa,
  • Gençlerde daha iyi beyin faaliyetlerine,
  • Çocuklarda kaybedilen enerjinin çabucak yerine konmasına,
  • Büyüme çağındaki çocukların beyin gelişimlerinin desteklenmesine.

İyi gelmektedir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

brokoli...

12/1/2009 · Kategori: sifali bitkiler___

 

Hazırlanması ve Kullanılması :

Bitkinin hem odunsu saplarını hem de çiçekli bölümlerini kullanabilirsiniz. En az 250 gr, en fazla 500 gr brokoli 1 litre suyla agzı kapalı bir kapta 5 dakika kaynatılır. Süzülüp bir başka kaba alınan brokoli suyunun yarısı sabahları aç karnına diger yarısı da aksamları yine aç karnına içilmelidir (ılık veya soguk). Hazırlanan 1 lt su aynı gün tüketlimeli ve ertesi gün için yenisi hazırlanmalıdır.Brokoli suyu içildikten sonraki 20 dakika boyunca su hariç hiç bir sey yenilip içilmemelidir. Aynı zamanda ögle yemeklerinde de haşlanmış brokoli yenmesinin bir çok avantajları vardır. Bu uygulama 1 hafta boyunca her gün yapılmıs olacaktır. Her 7 günden (1 Hafta) sonra 3 günlük bir ara verilmelidir. Bu işleme 21 gün (3 hafta) devam edilmelidir (3 'er günlük aralar hariç)

NOT: 1 lt su için 250 gr'dan fazla kullanılan brokolinin etkisi artar fakat 500 gr'dan fazlası da gerekmez.

1-2 yıllık prostat hastaları için 21 günlük brokoli kürü yeterlidir. 21 günlük brokoli kürünü tamamlayan hastalar belki 5-6 ay sonra tekrar bir rahatsızlık hissedebilirler. Böyle bir durumda sadece 10 günlük bir brokoli kürü yeterli olacaktır.

Uzun bir süreden beri prostat rahatsızlıgı olan hastalar (4 yıldan fazla) için 21 günlük brokoli kürü rahatsızlıklarını geçici bir süre gidermek için yardımcı olacaktır. Bu durumdaki hastalar 45 gün brokoli kürü uygulamalıdırlar.(Yine aynı şekilde her 7 günden sonra 3 gün ara vererek)

Brokoli Kürü Esnasında Dikkat Edilmesi Gerken Hususlar:

Brokoli kürü (tedavisi) boyunca, baharat ve baharatlı yiyecekler kesinlikle yasaktır ve her çesit kahve ile hayvansal yağlardan da kaçınılması gerekir.

Brokoli Tedavisi Esnasında ve Sonrasında Beklenen Sonuçlar:

  • Sertleşme problemlerinin düzelmesi (Erectile dysfunctions)
  • İdrar yapma zorluklarında düzelme
  • Meni miktarının artması
  • Kısırlığın giderilmesi
  • Yaşam kalitesinin normallestirilmesi
  • Urogenital sistemden (Böbrek, prostat, mesane vs.) patojen mikropların temizlenmesi
  • PSA 'nın düşürülmesine katkı (Prostate Specific Antigen)
  • Genito-Urinary sistemdeki spazm ve kramplar için fayda

Brokoli, kür esnasında eş zamanlı olarak aşağıdaki faydaları da sağlar:

  • Kolesterol seviyesinin düşürülmesi
  • Bağırsak hareketlerinin düzenlenmesi
  • Kan basıncının ayarlanması
  • Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi

Kaynatılmış Brokoli Kullanmamızın Sebebi Nedir?

Taze veya kaynatılmamış brokoli,harekete geçirilmemesi gereken (aktif hale gelmemesi gereken) bazı enzimler içerir. Bu enzimleri etkisiz hale getirmenin en basit yolu, brokoliyi 5 dakika su içinde kaynatmaktır. 5 dakikalık bir kaynatma sonucunda bu enzimler etkisiz hale geleceklerdir. Eğer bu enzimler etkisiz hale getirilmezlerse brokoli, BPH (Iyi huylu prostat büyümesi), prostat ve genel olarak idrar yolları enfeksiyonlarından müzdarip olanlara başarılı bir sekilde tedavi yapmayacaktır. Brokoli çok önemli bilesikler içerir. Bu bilesikler sadece sözkonusu enzimler etkisiz hale getirildikleri zaman, prostat, BPH ve idrar yolları enfeksiyonu hastalarını tedavi edebilirler. Eger bu yapılmazsa brokolinin içerdigi enzimler, brokolinin bu hastalar üzerindeki etkisini azaltıcı farklı reaksiyonlara başlarlar. şifalı bitkiler

Sık Sorulan Sorular:

Soru 1: 21 günlük kür süresine 3 günlük dinlenme süresi dahil mi? Hayvansal yaglardan kaçınılmasını öneriyorsunuz, bu hiç balık, tavuk, et ve hatta peynir yenmemesi anlamına mı geliyor? Neler yiyebilecegimize örnekler verir misiniz?

Cevap 1: 21 günlük tedavi süresi 3 günlük dinlenme süresini kapsamamaktadır. Izgara ile pisirilmis tavuk ve balık yiyebilirsiniz fakat tereyagı, iç yagı ve bunlarla pisirilmis yiyecekleri yememelisiniz. Düsük yaglı diyet peynirleri de yiyebilirsiniz. Baharat ve baharatlı yemeklerden ve her ne çesit olursa olsun kahveden (kafeinsiz olsa bile) uzak durmalısınız. Bitkisel sıvı yagları tercih etmeli ve margarin kullanmamalısınız.

Soru 2: Brokoliyi günde 1 kez mi yoksa 2 kez mi kaynatıyoruz? 1 lt için günlük brokoli miktarı ne kadardır ?

Cevap2: Sadece 1 kez kaynatıyorsunuz. Sabahleyin 250 gr la 500 gr arası brokoliyi 1 lt suyla agzı kapalı bir tencerede kaynatıyorsunuz. Yarısını sabahleyin aç karnına diger yarısını da aksam yemeginden önce içiyorsunuz. Brokoli suyunu içtikten sonra 20 dakika boyunca su hariç hiç bir sey yemiyor ve içmiyorsunuz. 20 dakika sonra kahvaltınızı veya aksam yemeginizi yiyebilirsiniz. Brokoliyi 5 dakikadan fazla kaynatmamalısınız.

Soru 3: Kaynatacagımız brokoli odunsu saplardan mı yoksa bitkinin çiçekli bölümlerinden mi olusuyor ?

Cevap 3: 250-500 gr 'lık günlük kür için bitkinin her iki bölümünü de kullanabilirsiniz.

Soru 4: Brokoliden kaçınıyorum, çünkü doktorum onun prostatımı azdıracak bazı kristalizasyonlara sebep olabildigini söyledi. Doğru mu ?

Cevap 4: Tam tersine, brokoli tedavisi kristalizasyonu önlüyor. Brokoli tedavisi (kürü) kristalizasyona sebep olamaz. Brokoli kürünü binlerce hasta üzerinde test ettik. Bu kürü uygulayan hastalardan bazıları da özellikle prostat taşlarını yok etmek ve mesanedeki kristalleşmeyi gidermek amacıyla kullananlardı.

Soru 5: Diger seyleri de yememize izin veriliyor mu ? Yoksa 7 gün boyunca sadece brokoli yiyip brokoli suyu mu içecegiz ?

Cevap 5: Elbette normal olarak diger seyleri de yemenize izin veriliyor. Fakat kahve vs. gibi kısıtlamalar var.


NOT: Bu yazı Prof.Dr. İbrahim Adnan SARAÇOĞLU'nun Prostat ve Üriner hastalıklar adlı ingilizce ve Almanca yayınlanan makalesinin Türkçe çevirisinden alıntılanmıştır. (Prof.Dr.Ibrahim Adnan Saraçoğlu, "Bitkilerdeki Sağlık Mucizesi", Boyut Matbaacılık, İstanbul, 2002)

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

http://www.mxcounters.com
mx counters
center>